Denizler cinayet işlemezler

Bu yazın en bomba tarafı pimi çekilmiş patlayan canlı bombalar ve devam eden bomba ihbarları. Bir yaz rüyası yazısına bu şekilde başlamak istemezdim… Deniz, güneş, kum,  kızlar, erkekler ve yaz aşklarından başlayabilirdim mesela… Bu yaz hangi bikini, gözlük, güneş kremleri moda? Hangi ünlü nerede nasıl tatil yapıyor? Nereye gitmeli de şu kasvetli kışı hangi sahile bırakmalı?  Padam Padam Padam… İle konuyu bağlayabilirdim…

 Fransızlar’ın sezgisi de olmasa ne olurdu halimiz bu ihtimaller denizinde bilemiyorum… Bu gün de ölmediysek, yaşayalım o halde… Yaz geldi ve gidiyor bile…

Elimde mis kokulu kahvem kulağımda ZAZ’ın gevrek sesiyle evin bir köşesine gömülüp kaldığımı ve güvende olduğumu bildiriyorum facebook’ta… Özgürlüğü Kaf dağının ardından sipariş ediyor hayaller ve güzel rüyaların fotoğraflarını paylaşıyorum instagram’da…  Parandeler atıyorum on beş yaşımla ben, on beş kere… Kimseler inanmasa da epey mum sığdırdık bir ömre…

Sevgili dünya, kadınlar, erkekler, yıldızlar, galaksi, astroloji ve astronomi derken geçiyor günler… Ve daha tanışmadan hoşçakal aşkım, hoşçakal Milano…

 Antalya, Bodrum, Çeşme sizler nasılsınız, orada havalar nasıl?  Doluluk oranlarınızın hatırını bir sorayım dedim. Büyüklerinizin ceplerinden küçüklerinizin hayallerinden öperim… Duydum ki boşluğa düşmüşsünüz. Sahilde bikinili kızlar azalmış, sakallarınız epeyce uzamış hipster olmuşsunuz. Bizler de iyi sayılırız çok şükür, İstanbul’a en yakın sahillerden birine iki gün de olsa attık neşeli ve endişeli hallerimizi. Bomba gibiyiz çok şükür. Her yerde bizi taciz eden o şarkı da olmasa daha da iyiydik… Peşimize ısrarla takılıp dilimize dolandı, hafızalarımızı cezalandırdı. Ne de olsa tıklanma rekorları kırmıştı, hak ediyordu. Ama şimdi aramız gayet iyi, sindirildik, algımıza operasyon yaptırdık. O halde eller havada söyleyelim şarkıyı! “Günah benim suç benim, kurdum bırak bu düş benim, bu kendime verdiğim rüşvetim, dokunma elimde bi düşlerim var… Yazarım derdimi kendime, kaderin benle bu derdi ne, fakir yar olmuyor zengine diyo davul bile dengine dengine… ” Yine de en masum satırlarını ayıklayıp şarkıyı seven arkadaşa eşlik edip hiç sevmediğim R&B rüzgarına kapıldım. Çocuklar bu şarkıyı sevmişler aralarında anlaşmışlar bize de dinlemek düştü! Ben yine de çocuk yanımla sizlere Son feci Bisiklet’ten Bikinisinde Astronomiyi armağan etmek istiyorum…Bakın bu daha umutlu, anlamlı, masum ve derinlerde hafızalarınıza dost bir yaz şarkısı. Aslında mesele derin sularda boğulmaktan korkmak meselesi ama suyun kaldırma kuvveti var korkmayın derim…

“Onu bir görseniz sanırsınız, o biz deniz yanılırsınız, o benim güneş sistemim… Alacalı bikinisinde saklı deniz yıldızları, uzay taşları, arkadaşları… Ölü denizciler, kayıp galaksiler buldum gözlerindeler, senden tek istediğim geçmişin geleceğin benim olsun… hmmmm…hmmmmm…oooo… yaz gelirken karışır böyle şeyler, neşeyle endişeler, ayak bastığın her yerdeler… Üzerimden gemiler geçer, kaldırma kuvvetimdekiler, burası benim krallığım… Sıkılırsan güneşten gece oluruz erkenden, sen istersen… Karşılığında istediğim geçmişin geleceğin benim olsun… Denizler cinayet işlemezler… Aslında kimseyi istemezler… Değiştirdi beni bu garip astronomi…”

Akdeniz mavisi denizlerle buğulu yeşil göllerin buluştuğu bakışların lezzetli tatları olsun damaklarımızda… Sadece böyle yansın tenimizde güneş, içimizde hevesler bitmeden bitmesin bu yaz…

Bir kitaptan okuduğum satırları göğüs kafesimden içeri bastırıyorum “Gülümüz hiç solmayacak” diyor, Küçük Prens “ama hiç” diyorum…

 

 Ve bu yaz her yaz olduğu gibi deniz taşlarımı ceplerime doldurup avazım çıktığı kadar gülerek,  şarkının sesini sonuna kadar açıyorum. Çünkü denizler cinayet işlemezler…

Sibel Kalaycı

sibel@cemiyetmagazin.com




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir